Osmaniye Otelleri HARİTADA GÖSTER
 

OSMANİYE

Osmaniye ili doğuda Kahramanmaraş ve Gaziantep, güneyde Hatay, güneybatı ve batıda Adana, kuzeyde gene Adana ve Kahramanmaraş illeriyle çevrilidir.Osmaniye, Türkiye Cumhuriyeti’nin 80. ilidir. Akdeniz Bölgesi’nde Çukurova’nın en doğusunda yer alır.

Yukarı Çukurova’da, Ceyhan Nehri’nin doğu yakasında yer alan, alabildiğine geniş hinterlandıyla Osmaniye; Ceyhan Nehri, Hamıs, Karaçay, Kesiksuyu ve Sabun Çayları nedeniyle sulak, hem de Çukurova’yı doğuya bağlayan yolların kavşağında olması nedeniyle işlek bir bölgededir.

Çukurova’ya has zengin tarım toprakları ve geniş ormanları ile şirin bir ildir. Osmaniye; Karatepe, Aslantaş Açık Hava Müzesi ve Antik kentleriyle önemli turizim merkezidir.

TARİHÇE

Kalkolitik ve ilk tunç çağlarında Lelegler adlı kavmin hüküm sürdüğü topraklarda daha sonraları Büyük Hitit devleti, Asur, Roma, Bizans, Selçuklular ve nihayet Osmanlı İmparatorluğu egemenliği altına girmiştir.Cumhuriyetin ilanı ile vilayet olmuş, 1933 yılında tekrar ilçe olarak idari yapısını sürdürmüştür.

24 Ekim 1996 tarihinde eski hakkı iade edilmiş ve Osmaniye il statüsüne kavuşmuştur.

Gezilecek Yerler

Maksutoğlu Yaylası Akdeniz'in en güzel yaylaları arasındaki Maksutoğlu Yaylası, Osmaniye'nin Kadirli ilçesinde bulunur. Osmaniye'de keyifli bir gezi programı planlıyorsanız, o halde sizlere Maksutoğlu Yaylası'nın benzersiz havasında vakit geçirmenizi öneririz. 

Maksutoğlu Yaylası, genellikle Osmaniye halkı tarafından mesire yeri ve piknik alanı olarak kullanılır. Yayla evlerini de görebileceğiniz yayla aynı zamanda birçok yaylaya da oldukça yakındır. Bu özelliği daha cezbedici kılıyor; çünkü Maksutoğlu Yaylası'na gittiğinizde aynı gün içerisinde birçok yaylayı da gezme fırsatı yakalayacaksınız. Gürlevik, Dokurcun ve Beyoluğu yaylaları şahit olabileceğiniz diğer noktalar arasındadır. 

Maksutoğlu Yaylası'nın ve yakınındaki yaylaların bir özelliği var. Edebiyat yazarı Yaşar Kemal'in unutulmaz eseri olan İnce Memed romanında bu yaylalardan bahsetmiştir. Fauna ve flora bakımından zengin olan Maksutoğlu Yaylası Osmaniye'de sizleri bekliyor.

Karatepe Aslantaş Açık Hava Müzesi Karatepe Aslantaş Açık Hava Antik Kenti, bir Neo-Hitit bölgesidir ve içinde birçok önemli kalıntı bulunmaktadır. 

Fenike ve Hitit yazıları olan tabletler ve rölyefleri sergilenmektedir ve bir açık hava müzesi özelliğini taşımaktadır. Kral Asitawada’nın yazlık sarayının kalıntılarını da görebilirsiniz 

Dünya üzerindeki Hitit yazıları ilk kez burada okunmuş olup, tarihi turistik gezi yerleri arasında yer almaktadır. 

Osmaniye Kadirli’de bulunan açık hava müzesi, yer yıl yaz aylarında ziyaretçileriyle buluşuyor.

Bodrum Kalesi- Kastabala Osmaniye iline 15 km uzaklıktaki Kesmeburun köyü ve Bahçe köyü sınırları içinde kalan, yörede Bodrum Kale olarak anılan Hierapolis-Kastabala (Ören Yeri ) MÖ 1.yy’da yerel bir kral olan Tarkondimotes’un krallık başkentiydi. Tarkondimotes, Octavianus’a karşı savaşan Marcun Antonius’un tarafında Actium deniz savaşında ölmüştür. Octavianus’un Roma imparatorluğunu kurmasından sonra kent halkı affedilmiş ve Auguston’un ölümünden önce de kent imparatorluğa dahil edilmiştir.

Merkezi Kastabala’da bulunan ana tanrıça Artemis kültü ve bu kültün tapınağı nedeni ile kent antik devir din tarihinde büyük rol oynadı. Her yıl düzenlenen kült törenlerine Ceyhan nehri (Pyrames) kıyısında bulunan bir çok kent katılmaktaydı. Bu kült törenlerinin en önde gelen özelliği rahibelerin kor haline gelmiş kızgın kömürler üzerinde çıplak ayaklarıyla yürümeleriydi. Kent, imparator Valerian döneminde Hierapolis-Kastabala ya da “Pyramen” kenarındaki “Hierapolis” adıyla da anılmaktaydı. MS 260 yılında Sasani kralı 1.Şapur tarafından ele geçirildi. Erken Bizans devrinde Kastabala’lı akrobatların ün saldığı bilinmektedir. 5.yy. başlarında Bizans İmparatorluğu’na baş kaldıran İsauralı Balbines tarafından ele geçirilen kent, kısa bir süre sonra Anazarbos (Anavarza) metropolüne bağlandı. Kent 431de Efes’te yapılan konsile katıldı. MS 525 ve 561 yıllarında meydana gelen iki şiddetli depremden önemli ölçüde etkilendi. Müslüman Arap ve Türk akınlarıyla bir kaç kez el değiştiren ve orta çağda yalnız kalesinde oturulan Kastabala, 14.yy.da Ramazanoğullarının eline geçtiği zaman tamamen terk edilmiş durumdaydı. 1978 yılında müze uzmanlarınca sütunlu yol ve tiyatroda yapılan temizlik çalışmaları esnasında tiyatronun orkestra ve cavea kısımları meydana çıkarıldı. Halen düzenlenmesi yapılmamıştır. Kastabala’ nın oldukça iyi durumda günümüze ulaşan antik yapı kalıntıları arasında en önemlisi hiç şüphesiz sütunlu caddesi ve 5000 seyirci kapasiteli tiyatrosudur. Bunun yanı sıra 6.yy. Bizans dönemine tarihlenen ve Roma yapılarından devşirme malzeme ile inşa edilmiş olan çokgen apsisli iki kilise, 13 .yy. da Haçlı seferleri esnasında yapılmış olan kale, Roma hamamı, stadyumu, kentin dört bir yanını çevreleyen nekropolleri (Kaya oyma ve anıt mezarları) kentin yaklaşık 5 km kuzey – doğusunda Ceyhan nehri üzerindeki akuadük (su kemeri) kalıntısıyla Kastabala, Osmaniye’nin ve yörenin en önemli ören yerlerindendir.

Korsan Kenti Nur dağlarında, Küllü Köyünün batısında tek çıkışı olan çok sarp ve geniş bir tepenin üzerindedir. Çok sayıda sarnıç olması nedeniyle halk arasında buraya sarnıç denilmiştir.Kilikya valisi Çiçeron’un verdiği bilgiye göre Roma İmparatorluğunun kuruluş yıllarında M.Ö. 1. y.y.de kendilerine (Özgür Kilikyalılar) adını veren Selefkos korsanlarının kurduğu kenttir. Adına da (pindenissium)denilmiştir. Antik devirde İsos limanına gelen gemileri soyan korsanlar sonra da buraya kaçıyor ve saklanıyorlardı. Kentin nekroholü 3 km güneyindeki(Gavurören)adı verilen kaya oyma mezarlardır. Sarnıç’a ve Gavurörene Küllü’den sonra yaklaşık 2 km kadar bir patika yoldan ulaşılmaktadır. Yaylaları Çukurovada ve Osmaniyede yaylacılık geleneği ve buna bağlı olarak yayla trizmi çok yaygındır. Yaz aylarında 40C’yi geçen hava sıcaklığı nedeniyle halk 2100m’ye kadar ulaşan yükseklikdeki doğa güzelliği ve zenginliği nedeniyle (Botanik bahçesi) gibi olan dumanlı dağlara, Torosların Çukurova’ya bakan yamaçlarındaki yaylalara çıkarlar.

Envar-ül Hamit Camii Tarihi özelliğe sahip olan Envar-Ül Hamit Camii 4000 m2 alan üzerine kurulmuştur. Camii 1890 yılında Hacı Hüseyin Efendi ve Hacı Bicik Efendi tarafından yaptırılmıştır. 3000 kişi kapasiteli olup, taş duvar, çatı betondan oluşmaktadır. Camii alanı içerisinde müftülük misafirhanesi ve toplantı salonu, şadırvan, su kuyusu, tuvalet, şehitlik ve tek şerefeli minare vardır. 1930 yılında restoresi yapılmıştır.

Gaffarlı Taş Köprü Sumbas İlçesi Gaffarlı Köyü’nde Kesik su deresi üzerinde kurulmuş basık sivri kemerli tek gözlü bir köprüdür. Üst kısmı kademeli olan köprünün taşıyıcı olan alt kısmı düzgün kesme blok taşlarla örülmüş olup üstü moloz taş dolgudur. Bakımsız durumda olan köprünün taşıyıcı olan blok taşlarından bir kısmı dökülmüştür. Dolgu olan üst kısmı yan yüzeylerinde ve köprünün üst yüzeylerinde bitkiler bulunmaktadır.

Karaçay Şelalesi Şehir merkezine 4 km mesafede bulunan Karaçay 3,5 km uzunluğunda, çam ve çınar ormanlarının bulunduğu vadi içerisine uzanmıştır. Karaçay deresi dik yamaçlardan aşağıya inerken 30 m. yükseklikten aşağı karaçay Şelalesini oluşturur. Eşsiz güzellik ve manzara arz eden Karaçay Şelalesi buraya ayrı bir güzellik vermektedir. Karaçay Şelalesine ulaşım belli bir mesafe arabayla gidildikten sonra, ancak patika yolla ulaşılabilen bakir bir doğa harikasıdır. Hafta içi veya hafta sonu her zaman piknik yapan insanların bulunduğu, Çukurova’ya has doğal bitkilerin yetiştiği bir mekan aynı zamanda günübirlik mesire ve trekking alanıdır. İhtiyaca cevap veren küçük çaplı lokantalar bulunmaktadır. Tabiat Alanı olmasıyla ilgili çalışmalar devam etmektedir.

Kastabala Vadisi (Kırmıtlı Kuş Cenneti) Kırmıtlı Kuş Cenneti Osmaniye-Kadirli yolunun 15 kilometresinde yer alan, il merkezine bağlı Kırmıtlı Beldesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Kırmıtlı Kuş Cenneti "Sulak Alanların Korunması Yönetmeliği" kapsamında korunan bir sulak alandır. Bundan iki kuşak öncesine kadar bataklık durumunda olan Çukurova, kuşlar için bir cennet idi. Bataklık bölümlerin tarıma elverişli alanlara dönüştürülmesi ve zirai ilaçlamalar sonunda kuşların nesli her geçen yılda azalma göstermiştir. Neye niyet neye kısmet denilebilecek, Ceyhan nehri havzasından toprak almakla başlamıştır bu cennetin serüveni. Daha sonraki dönemlerde nehirden su sızmaları neticesinde birbirinden bağımsız, kuş türlerinin yaşamasına ve çoğalmasına müsait sulak alanlar oluşmuştur. Yalıçapkını, İzmir Yalıçapkını ve Alaca Yalıçapkınının Türkiye'de bir arada rahatlıkla gözlemlenebildiği tek yer burasıdır. Burada bulunan çakıllar, söğüt ağaçları, sazlıklar, ufak göletler ve nehir kıyısındaki mera nedeniyle alan, birçok kuşun beslenmesi ve üremesi için uygun bir doğal ortam oluşturuyor. Osmaniye'nin hemen yanı başında yer alan Kırmıtlı Kuş Cenneti, özellikle kuşların göç yolu üzerinde olmasından dolayı göçmen kuşlar için de önemli bir konaklama yeri. Alan, aralarında nesli tehlike altında olan Küçük Akbalıkçıl, Sığır Balıkçılı, Küçük Balaban, Mahmuzlu Kız Kuşu gibi kuşların da bulunduğu yüzün üzerinde kuş türüne yıl boyunca farklı zamanlarda ev sahipliği yapıyor. Kuşların dokunulmazlıklarının bulunduğu, kıskanılmayı hak den bu beldeye gelerek, altından ırmaklar akan cennet vatanlarında özgürce salınımlarını gözlemleyebilirsiniz.

Karatepe – Aslantaş Geç Hitit Kalesi Kartepe-Aslantaş; Adana (bugün Osmaniye) ili, Kadirli ilçesi sınırlarında M.Ö. 8yy.da, yani Geç Hitit Çağında, kendisini Adana ovası hükümdarı olarak tanıtan Asativatos tarafından, kuzeydeki vahşi kavimlere karşı bir sınır kalesi olarak kurulmuş, Asativadaya diye adlandırılmıştır. Kalenin batısında, güney ovalardan Orta Anadolu yaylasına geçit veren bir kervan yolu, doğusunda Ceyhan Irmağı (tarihi Pyramos) bugün ise Aslantaş baraj gölü yer almaktadır.

Toprakkale Kalesi Kale ilk çağlarda Çukurova’yı Suriye’ye bağlayan Amanos/Demirkapı geçidini kontrol altında tutmak amacıyla inşa edilmiştir. Ceyhan, Osmaniye, Dörtyol yol ayrımına ve güneydeki geçide hakim 75 m. yüksekliğindeki bir kayalığın ve buna eklenen yığma tepenin üzerindedir.

Toprakkale iç kale ve etrafında yer alan dış sur duvarlarından oluşmaktadır.Kale duvarları sıralı moloz taş örtü niteliğinde siyah bazalt taşla inşa edilmiştir.İç kalenin sur duvarları genelde ayakta olmakla birlikte üst kotları yıkıntı halindedir. Kalenin kuzeyinde, Adana yolu üzerinde, eski Kınık şehri (Öranşar) kalıntıları mevcuttur.

Osmaniye – Aslandağ Tarihi Milli Parkı Anadolu’da Kızılırmak kavisli içerisine MÖ 2000 yıllarında yerleşen Hattilerin devamı olan Hititler, MÖ 1750de krallık kurmuşlar ve MÖ 1450de doğunun en önemli İmparatorluklarından biri olmuşlardır. MÖ 1200 yıllarında Deniz kavimleri tarafından yıkılan Hitit İmparatorluğu’nun merkez Hattuşaş (Boğazköy)’ı terk ederek güneydoğuya çekilen Hititler MÖ 8. yüzyılda Klikya bölgesine hakim olan Kral Asatiwada tarafından Karatepe-Aslantaş yöresinde bir Hitit Krallığı kurmuşlardır. Sınır kalesi olan Karatepe-Aslantaş ile Ceyhan nehrinin karşıyakasındaki Domuztepe’de görülen harabeler ve özellikle kuzey-güney kapıları ile kapı aslanları, kalıntıların en ilginç olanlarıdır. Ortaya çıkarılan eserler modern müzecilik anlayışına uygun olarak tarihi çevreleri içinde onarılarak açık hava müzesi haline getirilmiştir.

Karatepe-Aslantaş’ın diğer önemli özelliği de, burada yapılan kazı ve araştırmalarda Fenike alfabesi ile yazılmış Aram dilindeki çevirisi, Hitit hiyeroglif yazısının çözülmesine imkan vermiş olmasıdır.

Kızılçam, ılgın, meşe türleri ve maki florasının meydana getirdiği bitki örtüsü, karaca, domuz, çakal, tavşan, tilki, turaç, keklik gibi yaban hayvanlarının toplulukları ile Ceyhan nehrinde yayın ve sazan balıkları bulunmaktadır.

 

Ne Yenir?

Yöre mutfağının en önemli malzemesi bulgurdur. Bu bakımdan yöresel yemeklerin çoğu bulgur ile yapılır; içli köfte, mercimek köftesi, çiğ köfte, kısır, sarmaiçi, bulgur pilavı, batırık gibi… Diğer belli başlı yemekler ise; tirşik (pancar), toğga, çiçcice (domatesli pilav), kuru fasulye, nohut yemekleri, lahana sarması, patlıcan dolması, yüksük çorbası, malota çorbası, tarhana çorbası, mevsim itibariyle çeşitli sebze yemekleri ve etli kömbedir. Ayrıca Ramazan Bayramında kuru kömbe ve pekmezli yapılır.

Ne Alınır?

Kök boya ile boyanan yünlerden yapılan Karatepe kilimleri, dünyaca ünlü olup yurt dışına ihraç edilmektedir. Karatepe ve civarı köylerde, ailelerin el işçiliği ile tahtadan yapmış oldukları kaşık, çatal ve çeşitli süs eşyaları, el sanatlarının güzel örneklerindendir.

Yapmadan Dönme...

Zorkun yaylasına çıkmadan,

Karatepe Açık Hava Müzesi’ni gezmeden,

Kök boya ile dokunmuş ve Karatepe Kilim Kooperatifinde satılan kilimden almadan,

Osmaniye’nin yer fıstığından tatmadan,

Dönmeyin...

 

 

 

 

 

Daha Fazla
TESİSLER