Aksaray Otelleri HARİTADA GÖSTER
 

AKSARAY

Tarihçe

Osmanlı Hakimiyeti

Pir Ahmed, Osmanlı sayesinde Karamanoğuları Beyliği’nin başına geçti. Fakat anlaşma gereği, kendi ülkesinden Osmanlı ülkesine katılan yerleri tekrar almaya çalışıyordu. Hatta Yılgın Pazarcık ile yanındaki Tanrı’dan Hamamcık’ı Hünkâr’dan istedi. En önemlisi de Fatih, Uzun Hasan tehlikesini önlemek için

ordusuyla Anadolu’ya geçince Karamanoğlu’nun kendisine katılmasını beklediği halde ne asker gönderdi ne de kendisi geldi.

Bunun üzerine yönünü Karaman üzerine çeviren Fatih, Pir Ahmed’in müttefikleriyle birleşmesine meydana vermemek üzere Afyon’dan ileri yürüyüşle Karaman İli’nin merkezi Konya ile kendisine şiddetle mukavemet eden müstahkem Gevele Kalesi’ni zapt etti. Pir Ahmed kaçtı. Fatih’in yaptığı bu seferin tarihi; Hammer’in “Osmanlı Tarihi” adlı eserinde 871/1466, Halil İnalcık’ın “Osmanlı İmparatorluğu Klasik Çağ (1300–1600)” adlı eserinde ise 1468 yılıdır. Fatih’in emriyle Karamanoğulları’ndan alınan bu topraklar Karaman Vilayeti olarak teşkilatlandırılıp başına Şehzade Mustafa Çelebi getirildi.

Solak-Zade’ye göre 875/1470 senesinde pek kalabalık bir asker ile Karaman Ülkesi’ne varan İshak Paşa, Larende üzerine geldi. Pir Ahmed bunu haber alınca İç İli’ne, oradan da Uzun Hasan’a iltica etti. Kardeşi Kasım Bey de Karaman’ın sarp dağlarına sığındığı için, bazılarının rivayetine göre, Mut üzerinde İshak Paşa ile karşılaştı. Ancak münhezim olunca o da Uzun Hasan’a iltica etti. Sonra İshak Paşa, Mut Kalesi’ni yeniden yaptırıp Niğde’yi de tamir eyledi. Daha sonra da Arguy ve Evc Kaleleri’ni alarak Aksaray’a geldi. Padişahın fermanı ile Aksaray’dan evler sürüldü. Hala İstanbul’daki Aksaray Semti denmekle maruf olan yer onların iskân mahallidir.

Nişancı’ya göre ise, Aksaray’ın Osmanlılar tarafından alınışı Eğriboz fethini müteakiben olup kendi ifadesiyle şöyledir: “Sultan bu yıl (H.874) içinde muzaffer çerisini Karaman’a gönderdi. Niğde, Aksaray, Ermenek ve İçel’i fethettiler.” Aynı yıl içinde olduğunu belirttiğine göre Aksaray, İshak Paşa tarafından H.874 (1469–1470) tarihinde alınmıştır.

İbn-i Kemal Aksaray’dan yapılan sürgünle ilgili şunları ifade etmektedir: “H.875 /M. 1470 tarihinde Karamanoğlu üzerine gönderilen İshak Paşa ile damadı Anadolu Beylerbeyi Gedik Ahmed Paşa karşısında tutunamayan Pir Ahmed, Türkmen İli’ne Uzun Hasan’ın yanına (Azerbaycan’a) kaçtı. Mezkûr beyler bundan sonra Niğde Hisarı’nı yaptırdılar. Bilâhare Kasım Bey’in, Bulgar kenarında olduğunu haber alıp üzerine gittilerse de, Bulgaroğlu Pir Ahmed’in haberdar etmesiyle, Kasım Bey Bulgar (Bolkar Dağı)’a girdiğinden takip edilemeyerek geri dönüp Niğde’ye geldiler. Birkaç gün ol diyarda duruldu. Yapılan hisarın mühimmatı görüldü. Hizmet bitüb maslahat yerine yetüb dönülecek asker-i menşura destur oldu. Oradan göçdi vardı. Aksaray üzerinde turdı. Mezkûr diyardan da İstanbul’a bir nice yüz ev sürdürdi. Davud Paşa’ya Kastamonu Beği yoldaş koşulup ol diyarı beklemek buyuruldu.”

Bu sürgünle ilgili Şikari’de de şu ifade geçmektedir: “İstanbul’u yeni almış idi. Murad eyledi ki cümle halkı İstanbul’a süre. Defter ile şehrin (Konya) içinden otuz bir bin Müslüman evi, yedi bin kâfir evi sürgün eyledi. Andan geçüb Aksaray’ı sürüp, İstanbul’a götürdü. Tefsire kadir üç yüz şeyh, vaiz müfti, âlim ve âbid sürdü.” Bu ifadelere bakılırsa Aksaraylıların tamamı olmasa bile önemli bir miktarının götürüldüğü anlaşılmaktadır. Gerek Şikari’nin, gerekse yukarıda geçen “Aksaray’dan nice yüz evlerin sürülmesi” ifadeleri Aksaray için çok kötü olmuştur. Zira Karaman İli’nin güzel ve zengin şehirlerinden biri olan Aksaray’dan Arnavut İshak Paşa tarafından yapılan bu sürgünden sonra küçük bir kasaba haline geldiği ve bahsedilen ilim ve tasavvuf erbabının gitmesinden dolayı da kültürel açıdan da bir düşüşün yaşandığı muhakkaktır.

Karamanoğullarından Kasım Bey İran’a sığınmıştı Buradan aldığı kuvvetlerle Aksaray, Kırşehir taraflarını yakıp, mamureleri harap ederek İçel taraflarına gitti. Bunun üzerine 1482 yılı Mayıs’ında üzerine Osmanlı ordusu gönderildi. Yapılan çarpışmada yenilen Kasım ve Pir Ahmed Bey tekrar İran’a kaçtı. Uzun

Hasan’ın yanında bulunan Pir Ahmed, Silifke’de bulunan Kasım Bey’le buluşup anlaşarak isyana karar verdiler. Hoca Saadettin, Pir Ahmed’in Karaman diyarına gelişinin, Fatih’in İstanbul’a dönüşünden sonra olduğunu belirtip devamında şunları yazmaktadır: “Pir Ahmed’in, Larende üstüne yürüyüp bu kalenin Larende tarafındaki Ballu Tepe’de oturarak etrafı yağma ve talan etmeye başlaması üzerine, padişah tarafından Gedik Ahmed Paşa gönderildi. Yenilen Pir Ahmed, Uzun Hasan’ın yanına gitti ve Bayburt’ta oturup biraz sonra öldü.” H.879/ M.1474. Bir başka ifadeye göre de Ermenek’te ölmüştür.

Karamanoğulları’nın bütün şehirleri ve kaleleri, dolayısıyla Aksaray da Osmanlılara geçmiş ve Karamanoğlu Kasım Bey de saklanmaya mecbur kalmıştır.

Fatih’in kesin olarak Osmanlı Ülkesi’ne kattığı Aksaray, artık yeni kurulan Karaman Eyaleti’nin Aksaray vilayeti olmuştur. Fakat sonraki kayıtlarda bu durum Aksaray Sancağı, Aksaray Livası şeklinde ifade edilmiştir. Karaman topraklarının idareciliğini yapan Şehzade Mustafa ölünce yerine Şehzade Cem tayin edilmiştir.

H.881 (M.1476) tarihinde Karaman İli’ni kesin olarak ilhak eden Osmanlılar bu bölgeye ait şehirlerin evkafını tespit etmişlerdir. Evkafı tespit edilen şehirlerden biri de Karaman Eyaleti’ne bağlı Aksaray Vilayeti’dir.

Fatih’in 1481 tarihinde ölmesinden sonra Cem ve kardeşi Bayezid arasında çıkan saltanat kavgasında Karamanoğlu Kasım Bey de Cem’in yanında yer aldığı gibi Aksaray’ı da kuşatmıştır. Kasım Bey’in de katıldığı bu muhasarada Aksaraylıların şehirlerini müdafaa etmeleri, taht kavgasında II. Bayezid’i desteklediğini gösterir. Nitekim şu ifadeden de bu anlaşılmaktadır: “Nefs-i Aksaray halkı, Cem Çelebi merhum ile Karamanoğlu üzerlerine gelecek istikamet ettikleri sebepten avarızdan muafiyet için Sultan Bayezid Han’dan muafiyetname verilmiş badeha Padişah–ı Âlem Penahtan mukarrername verilmiştir.” Kasım Bey soyundan Mustafa Bey bazı aşiretlerin isteği üzerine Karaman İli’ne gelip hükümdarlığını ilan ettiyse de başarılı olamadı.

Osmanlı döneminde Aksaray’la ilgili pek çok olay olmuşsa da konumuz itibariyle yalnız birkaçını vermekle yetineceğiz. Mesela bunlardan biri Aksaraylı Pir Mehmed Paşa ile ilgili olandır. Pir Mehmed Paşa, Yavuz’un İran’la yapılan Çaldıran Savaşı’nda defterdar iken vezir; Mısır seferinde de veziriazam olmuştur.

Bir diğeri de Kıbrıs’a yapılan sürgünlerdir. 1572’de yapılan bu sürgünde Aksaray Kazası’ndan 228 aile sürgün edilmiştir.

Bu dönemle ilgili bir başka olay da Osmanlıya isyan eden Mehmed Ali Paşa’nın oğlu İbrahim Bey’in Osmanlı ordularını yendiği sırada Aksaray Naibi’ne ferman göndermesidir. Bu buyrultu H. 1248/1833 yılının Cumad-el-ulâsının 29. günü yazılmıştır. Bu fermandan Aksaray’ın Osmanlı Devleti’ne karşı ayaklanan Mısır Valisi Mehmet Ali Paşa’ya tabi olduğu anlaşılmaktadır.

Konumu itibariyle önceden Kral Yolu ve İpek Yolu gibi önemli ticaret yolları üzerinde bulunan Aksaray, bunun büyük faydalarını görmüştür. Osmanlı’nın Klasik Döneminden itibaren bu önemini yitirmiştir. Bunun birçok sebebi varsa da en önemli ikisi; Osmanlı’nın Batı politikasının ağırlık kazanması ve XVI. asrın sonlarında ticaret yollarının Akdeniz’in dışına, Atlantik’e kaymasıdır. Bunların dışında Aksaray’dan geçen içteki yolun önemini yitirmesi; XVII. asrın sonunda ve XVIII. asrın başlarındaki savaşların şartları ağırlaştırması gibi faktörler etkili olmuştur.

Osmanlı kayıtlarında fethinden sonra vilayet statüsü verilen Aksaray’a sancak veya liva unvanları verilmiştir. Devletin son dönemlerinde yapılan idari düzenlemeyle Aksaray kaza statüsüne indirilmiştir. Mektupçu Hilmi, Aksaray’ın Mithat Paşa devrinde yapılan teşkilatlanmada Niğde’ye kaza olarak bağlandığını yazar. Diğer tarihi eserlerde de genellikle 1864 yılında Konya Vilayeti’nin Niğde Sancağı’na kaza olarak bağlandığı belirtilir. Aksaray’ın kaza haline getirilmesinin 1842 tarihinde teşkilattaki yeni değişiklikten sonra olduğu kanaatindeyiz. Bunun açıklanması aşağıda yapılmıştır.

Kurtuluş Savaşında Aksaray

Osmanlı İmparatorluğu’nun parçalanması ve Anadolu’nun işgal edilmeye başlanması üzerine memleketin kötü durumunu düşünen vatansever insanlar, yurdun işgalini bir taraftan mitinglerle telin ederken diğer taraftan kongreler düzenliyorlardı. Amasya’da, Erzurum’da, Sivas’ta, Balıkesir’de, Aksaray ve Denizli’de yapılan kongrelerle milli mücadele fikrinin memlekete mal edilmesine, yurdun silahla savunulması yolunda gerekli askeri ve idari örgütlerin meydana getirilmesine çalışılıyordu. Bu arada Aksaray’ın idari statüsünde önemli bir değişikliğe gidilerek 14 teşrini evvel l336/14 Eylül 1920 tarihinde B. M. Meclisi Âlisi kararı ile müstakil livaya ifrağ olunup Koçhisar ve Arapsun kazaları raptedilmiştir.

Aksaraylılar, Milli Mücadelenin kazanılması için hiçbir fedakârlıktan kaçınmamıştır. Çeşitli ihtiyaçlar için toplanan maddi yardımlar cepheye gönderilirken, çok sayıda Aksaraylı da bizzat cephede düşmanla savaşmaya gitmiştir. Aksaraylılar bu savaşta 344 şehit vermiştir. İstiklal Savaşı’nda Aksaray’ın verdiği bu sayının diğer vilayet ve kazalarınkiyle mukayese edildiğinde çok büyük olduğu görülecektir.

Vilayet oluşunun tarihçesi

1933 yılında çıkartılan bir kanunla kaza olarak Niğde’ye bağlanan Aksaray, bunu bir türlü kabullenememiştir. Çünkü nüfus bakımından, toprak bakımından, gelişmişlik bakımından bağlandığı Niğde Vilayetinden daha ön sıralardadır. Üstelik coğrafi konumu daha elverişlidir.

Niğde milletvekili olarak seçilip T.B.M.M. de görev alan her Aksaraylı, verdikleri kanun teklifleri ile vilayet olma arzularını bütün yurt sathına duyurmuşlardır. Bu konuda ilk büyük çalışma Niğde Milletvekili olan Aksaraylı Oğuz Demir TÜZÜN tarafından yapılmıştır. Oğuz Demir TÜZÜN, 01.04.1964 yılında verdiği bir kanun teklifi ile Aksaray'ın tekrar vilayet olmasını dile getirir. Meclis İçişleri ve Bütçe Plan Komisyonunda görüşülerek kabul edilir, ancak, Adana Milletvekili Kemal SARIİBRAHİMOĞLU'nun muhalefet şerhiyle birlikte Millet Meclisine sunulan teklif, meclis dosyalarında öylece kalırken, 1971 yılında yapılan ikinci teşebbüs de ise sonuçsuz kalmıştır.

1987 genel seçimleri sonucu meclise Niğde Milletvekili olarak giren Aksaray milletvekilleri Raşit DALDAL ve Mahmut ÖZTÜRK’de aynı konuda çalışmalar yapar. Verdikleri kanun teklifleri ile Aksaray'ın il yapılmasını isterler. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet ALTINSOY’un da destekleriyle Millet Meclisi’nde görüşülen ve kabul edilen tasarı 15.06.1989 gün ve 3578 sayı ile kanunlaşmış ve Aksaray 56 yıl sonra tekrar özlemine kavuşmuştur.

Aksaray'ın 1989 yılında Vilayet olmasından sonra ilk Vali Rıdvan YENİŞEN'dir. Rıdvan YENİŞEN'den sonra sırası ile Ferit ÜNAL, Aslan YILDIRIM, Cahit KIRAÇ, Emir DURMAZ, Kadir ÇALIŞICI, Hüseyin Avni COŞ, Sebati BUYURAN,Orhan ÂLİMOĞLU ve Selami ALTINOK Aksaray Valiliği yapmış, Bakanlar Kurulunun 16/02/2014 tarih ve 2014/5916 sayılı kararı ile Şeref ATAKLI Aksaray Valiliğine atanmıştır. Vali Şeref ATAKLI hâlen bu görevi yürütmektedir.

Aksaray adı nereden gelmiştir?

Tarihte kurulan her köyün, her şehrin adının ister gerçek olsun, ister rivayet, isterse efsane bir hikayesi vardır. Aksaray'ın da adı hakkında bir çok rivayet, bir çok efsane anlatılır. ilk adının I. Hattuşili’ye ait eski Hitit metinlerinde geçen “Nenessa (Nenossos) olduğu sanılmaktadır.M.Ö. 718 yılında Yeni Asur kralı II.Sargon vergi vermeyi durduran ve Muşkili Mita (Frig kralı Midas) ile Kargamış Kralı Pisiris ile işbirliğine giren Şinukhtu’lu Kiaki’ye karşı Tabal seferi başlatmıştır. Aksaray yakınlarında olduğu düşünülen bu kentin adı, eski Asur metinlerinde Şinakhatum olarak geçmektedir. Sefer sonucunda Kiaki’nin egemenliği sona ermiş, Şinukhtu kenti Atunalı Kurti’nin yönetimine bırakılmıştır. Aksaray Merkezinde bulunan Hitit hiyeroğlifli stel de Aksaray’ın Geç Hitit dönemindeki Şinukhtu kenti olduğunu desteklemektedir.

Persler bölgeyi işgal ettiklerinde “Güzel atlar ülkesi” manasına gelen “CAPPADOCIA” adını bu bölgeye vermişlerdir. “Garsaura” olarak bilinen Aksaray’a M.Ö. 42’de son Kapadokya Kralı Archelais kendi adına atfen “Kolonea-Archelais” adını vermiştir. Orta Çağlarda, Bizans Döneminde bu adın “Taxara” şeklinde değiştiği izlenir. En eski Selçuknamelerde “Aksera, Aksara” sözcükleri kentin adı olarak kullanılmıştır. Aksaray’da büyük evliyalar yetişmesinden dolayı, bir diğer adı da “Şehr-i Süleha” dır. Evliya Çelebi Seyahatnamesinde bu kent, “Piga Helena” olarak nitelemiştir.

“Aksaray” adına dair rivayetler şöyledir;

Dar-üs-Zafer

Haçlı seferleri sırasında II. Kılıçarslan başkent Konya dışında askeri bir üs kurmayı düşünür. Bunun için de günümüzdeki Aksaray'ı seçer. Şehri sağlam surlarla, medrese, cami, hastane, bedesten vb. kamu yapılarıyla süsler. Her zafer dönüşünde Aksaray'a uğrar, şenlikleri burada başlatır. Şehire de”Zafer Yurdu” manasında “DAR - ÜS – ZAFER” adını verir.

Şehr-i-Süleha

Kılıçarslan burayı o kadar çok sevmektedir ki, kötü niyetli kişilerin bu kente giremeyeceğine dair bir ferman çıkartır. Suç işleyenin hemen başı vurulacaktır. Evliya Çelebilnin anlattığına göre bu amaçla sarayın giriş kapısının iki yanına tunçtan iki aslan heykeli yaptırır. Bunlar şehre gözcülük eder, kötü niyetli kişiler kente girdiklerinde aslanlar ağızlarından çıkardıkları alevlerle onları yakar, kül ederler. Bu yüzden iyilerin, doğruların, salihlerin yaşadığı Aksaray'a "iyilerin Yurdu", "Salihlerin Şehri" anlamına gelen "ŞEHR-İ SÜLEHA" adı verilmiştir.

Gezilecek Yerler

Sultan Hanı
Çatalhöyük
Ulu Cami (Karamanoğlu Cami-Merkez)
Eğri Minare (Kızıl Minare-Merkez)
Şeyh Hamid-i Veli (Somuncu Baba)
Kaya Cami (Güzelyurt)
Selime Sultan Türbesi (Selime Köyü)
Kilise Camii (Aziz Gregorius Kilisesi) (Güzelyurt)
Aziz Anargiros Kilisesi (Güzelyurt)
Sivişli Kilise (Güzelyurt)
Selime Katedrali (Selime)
Kale Manastırı Kilisesi (Selime)
Yüksek Kilise (Merkez)
Kızıl Kilise (Sivrihisar)
Pürenli Seki Kilisesi (Ihlara)
Kokar Kilise (Ihlara)
Eğritaş Kilisesi (Ihlara)
Sümbüllü Kilise (Ihlara)
Yılanlı Kilise (Ihlara)
Saint Georges Kilisesi (Kırkdamaltı Kilisesi-Belisırma)
Bahattin Samanlığı Kilisesi (Belisırma)
Direkli Kilise (Belisırma)
Ala Kilise (Belisırma)
Karagedik Kilisesi (Belisırma)
Ziga Kaplıcaları (Güzelyurt)





 

Daha Fazla
TESİSLER
Grandhan Otel (Sultanhanı)
Grandhan Otel (Sultanhanı)
Aksaray
Konya – Aksaray yolu üzerinde yer alan Grandhan Hotel, doğa ile iç içe, huzurlu bir atmosferde misafirlerini ağırlıyor. Tesis, sahip olduğu olanaklar ile keyif dolu bir tatil vaded...
Tek Kişilik 110 TL
Çift Kişilik 220 TL
Üç Kişilik 260 TL
Meryem Otel
Meryem Otel
Aksaray
Meryem Otel, Aksaray'da bulunan ve yerli yabancı turistlerden çok ziyaretçi alan Eğri Minare'ye yakınlığı ile ideal bir noktada konumludur. Eğri Minare otele 200 metre me...
Tek Kişilik 160 TL
Çift Kişilik 160 TL
Grand Altuntaş Hotel (Zafer)
Grand Altuntaş Hotel (Zafer)
Aksaray
Aksaray Otogar'a 9 km, Kapadokya Havalimanı'na ise 71 km mesafede bulunan Grand Altuntaş Hotel; toplantı, konferans, balo salonu olanaklarıyla iş, düğün ve davet amaçlı k...
Ihlara Termal Otel (Güzelyurt)
Ihlara Termal Otel (Güzelyurt)
Aksaray
Ihlara Termal Tatil Köyü Türkiye'nin mineral yönünden en zengin kaplıca sularından birine sahiptir. 50m²'lik odalarda ailenizle birlikte rahat ve huzurlu bir şekilde...
Tek Kişilik 75 TL
Çift Kişilik 150 TL
Üç Kişilik 225 TL
Dört Kişilik 140 TL
Ihlara Akar Hotel (Güzelyurt)
Ihlara Akar Hotel (Güzelyurt)
Aksaray
Ihlara Vadisine yakın konumda yer alan Akar Hotel Ihlara; turizm odaklı konaklamalar için konforlu bir alternatif sunuyor. Tesisin 28 odası mevcut. Odalarda; kablosuz internet, t...
Tek Kişilik 113 TL
Çift Kişilik 181 TL
Gold Vizyon Hotel (Aksaray)
Gold Vizyon Hotel (Aksaray)
Aksaray
Aksaray'da konumlanan Gold Vizyon Hotel, iş ve turizm odaklı konaklamalar için konforlu bir alternatif sunuyor. Tesisin 24 odası bulunuyor. Odalarda; buklet banyo ürünleri...
Tek Kişilik 70 TL
Çift Kişilik 120 TL
Üç Kişilik 160 TL
Dört Kişilik 180 TL